Necip Fazıl Kısakürek, hayattayken, 1960 -70 yıllarında Süleyman Demirel’e "Süleymanname" şiiriyle hitap etti.
Lâf Ebesi Çoban Sülü!!!
BİZ BÖYLE BİLİRDİK.......
HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ...!!!

Dünyanın
en büyük demagoji (lafebesi) üstadı kimdir?” diye sorsanız ben hiç
teklemeden “Çoban Sülü”dür derim. Zira Çoban Sülü, kırk yıl bu milletin
gözünün içine baka baka yalanları birbiri ardına dizerek milleti
kandırmış; oylarını almış ve onların isteklerinin zıddına bir politika
izlemiştir.
Çoban Sülü’nün izlediği politikaların sembolü haline gelen “Dün dündür, bugün bugündür” felsefesi her devirde geçerli olmuştur. Çoban Sülü zaman ve zemine göre hakikatleri eğip, bükmüş ve daima kaypak bir tavır sergilemiştir.
Seksenli yıllarda ülkücüler ile solcu öğrencileri birbirine düşürmüş ve kendisi kenara çekilip, “İti ite kırdırıyoruz” diyerek çaka satmıştır.
Yine aynı yıllarda Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerini kandırarak, onları kendi politik emellerine âlet etmiş; hatta onlara “Ben de nurcuyum” diyerek aldatmıştır. Ne yazık ki bazı talebeler Çoban Sülü’nün bu ikiyüzlülüğünü çabuk fark ederek onu terk etmiştir. Ancak bir kısmı hâlâ Çoban Sülü’nün peşinden gitmeyi marifet saymaktadır. Bir kısmı da Çoban Sülü’ye hoşgörü ödülleri dağıtıp, el ele dostluk pozları vermişlerdir.
Çoban Sülü, 28 Şubat döneminde de kendisine oy veren halkı satmış ve tam anlamıyla 28 Şubat generallerinin ağzıyla konuşmuştur. O dönemde İslâm dininin sosyal hayata bakan yönlerini ortadan kaldırmaya kalkmış; hatta 230 civarındaki ayetin geçersiz olabileceğini bile savunma hamakatını göstermiştir. Bugün Ergenekon için bir numara kimdir diye arayanların bakacakları tek adam Çoban Sülü’dür.
Çoban Sülü, başörtüsü konusunda da hep ikiyüzlü davranmıştır. Önceleri başörtüsü konusunda “Başörtüsü yasağı mantıksızdır. Bu yasağın mantığı yok. Ümitsizliğe kapılmayın, hakkınızı aramaya devam edin. Kur’an’da tesettürün olduğunu kabul ettirmek için zamanınızı harcayın” diyen Çoban Sülü, daha sonra Habertürk televizyonunda, “Türbanlılar üniversiteye giremez. Türban özgürlük falan değildir, gericiliktir. İllâ başı bağlı okuyacaksan, Arabistan’da öyle yerler vardır, oraya git” diyerek bu ikiyüzlülüğünü, münafıklığını bir kez daha sergilemiştir.
Cumhurbaşkanlığı makamından olduktan sonra halk onun kendisine attığı kazıkları unutmayarak Çoban Sülü’yü unutmaya mahkûm etti. Bunu içine sindiremeyen Çoban Sülü gündeme gelmek için olmadık tavırlara girmeye, hatta kendisine karşı yapılan darbecilerin safında bile görünmeye devam ediyor.
Çoban Sülü, başörtüsü ile ilgili yaptığı açıklamayı sırf gündeme gelmek için yapmıştır. Çünkü onun mantığında menfaat hep ön plânda olmuştur. Gündeme gelebilmek için her türlü ikiyüzlülüğü sergilemekten asla çekinmez. Yapısı buna müsaittir.
Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Çoban Sülü’nün nasıl biri olduğunu bundan yıllar önce (1967) şöyle anlatmıştır.:
“Bu zat, büyük bir ümidi kırmaya, millî hasreti inkisara uğratmaya memurdur. Onun içindir ki, doğrudan doğruya düşman ve açıkça millî gayza hedef bilinenlerden daha zararlıdır. Zira düşmanlara ve gayz hedeflerine karşı fertler ve topluluklar, her ân tetikte ve müdafaa durumundadır. Böylelerine karşı ise: “Biraz daha sabredelim! Bir müddetçik daha deneyelim!” gibilerden, boş ümitler peşinde, herhangi bir davranışa geçememek, uyuşup kalmak, böylece gafil avlanarak her şeyi kaybetmek vardır.
…
Bu zat, işte böyle bir oluş havası içinde bir türlü olamamanın ve oluş talihini kaybettirmenin felâketli misalidir. Bu zat, Partisinin, çile günlerinde, kapılarının kırıldığı ve eşyasının yakıldığı zaman "ben servetimi ve şahsımı tehlikeye atamam!" diyerek arka kapıdan çekilip gittikten sonra, ortalık yatışınca cümle kapısından tekrar görünen ve malûm kulis esnaflığı ve ihsanlarıyla birdenbire liderliği devşiriveren kimsedir. Bu zat, Partisinin kuruluşundan sonraki ilk Genel Başkan seçimlerinde, millî ıstırap ve inkisar ruhunun zafer bulmasını beklediği idealist seviyeye mahsus ulvî silâhlar yerine, eski DP politika ve menfaat ustalığının hasis vasıtalarını kullanan ve o yoldan galip gelen kimsedir.
Bu zat, daha o zamandan, dindar olduğunu ve mason olmadığını ispata çalışırken, dindar olmadığını ve mason olduğunu göstermiş, fakat bütün dikkatlerden kaçırmış olan kimsedir.
Bu zat, Türkün ruhuna yakınlık vaat ettiği için iktidara gelen Partisinin son Büyük Kongresinde, iman suçu bir tarafa, politika gaflarının en büyüğü şeklinde ve İnönü’nün bile ağza almadığı tarzda, “Kimsede Şeriat özlemi yoktur!” sözünü ağzından kaçırmış olan kimsedir.
Bu zat, Türk hükümetleri bakımından en müsaidi gördüğü için İstanbul’a gelip Ayasofya'yı manen teslim almak ve Ege'yi mukaddes saha ilân etmek taktiğindeki Papanın karşısına dikilemeyen, dolayısıyla bütün bu avantajları Hıristiyanlığa bahşetmiş olan kimsedir.
Hâsılı bu zat, koca bir inkılâp, gerçek bir inkılâp namzedi Başbakana mahsus kültürden, edadan, duygudan, anlayıştan, tecrübeden, ihtisastan uzak, sadece rahatsız olmaksızın gününü gün etmek muradında ve Türk milletinin en büyük hasretini iflâs noktasına getirmek yolunda bir kimsedir.” (Bkz: http://www.necipfazil.com/demirel.htm
)Üstat aşağıdaki hicivde de bu lâf ebesine gereken en güzel cevabı vermiştir.
Sülümanname
Sen gül diyarının yapma gülüsün!
Aynı yapmacıklıkla Çoban Sülü’sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir bu yan, büküntülüsün!
Türk’e zıt sermaye merkezlerinden,
Bu zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Milli yekpârelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün!
Ve devlete mason biraderlerin,
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sırdır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın göz bağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!"
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden Müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflâsyon;
Bir felâketsin ki, bin bir türlüsün!
Gelirsiz, giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!”
Okka okka vicdan satın alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üç buçuk mebusa kaldı diye fark,
Kim bilir, ne kadar üzüntülüsün.
Millet gökten adam dilensin, dursun
Ümit fakirinin baş keşkülüsün!
Kuzum senin neren Anadoluludur?
Türk’e Amerikan püskürtülüsün!”
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belâların son püskülüsün!
Allah (cc) hepimizi Şeytan’ın ve bu dünyanın en meşhur demagoji (laf ebesi) üstadı ve külliyen münafık olan Çoban Sülü’nün şerrinden muhafaza eylesin.
Çoban Sülü’nün izlediği politikaların sembolü haline gelen “Dün dündür, bugün bugündür” felsefesi her devirde geçerli olmuştur. Çoban Sülü zaman ve zemine göre hakikatleri eğip, bükmüş ve daima kaypak bir tavır sergilemiştir.
Seksenli yıllarda ülkücüler ile solcu öğrencileri birbirine düşürmüş ve kendisi kenara çekilip, “İti ite kırdırıyoruz” diyerek çaka satmıştır.
Yine aynı yıllarda Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerini kandırarak, onları kendi politik emellerine âlet etmiş; hatta onlara “Ben de nurcuyum” diyerek aldatmıştır. Ne yazık ki bazı talebeler Çoban Sülü’nün bu ikiyüzlülüğünü çabuk fark ederek onu terk etmiştir. Ancak bir kısmı hâlâ Çoban Sülü’nün peşinden gitmeyi marifet saymaktadır. Bir kısmı da Çoban Sülü’ye hoşgörü ödülleri dağıtıp, el ele dostluk pozları vermişlerdir.
Çoban Sülü, 28 Şubat döneminde de kendisine oy veren halkı satmış ve tam anlamıyla 28 Şubat generallerinin ağzıyla konuşmuştur. O dönemde İslâm dininin sosyal hayata bakan yönlerini ortadan kaldırmaya kalkmış; hatta 230 civarındaki ayetin geçersiz olabileceğini bile savunma hamakatını göstermiştir. Bugün Ergenekon için bir numara kimdir diye arayanların bakacakları tek adam Çoban Sülü’dür.
Çoban Sülü, başörtüsü konusunda da hep ikiyüzlü davranmıştır. Önceleri başörtüsü konusunda “Başörtüsü yasağı mantıksızdır. Bu yasağın mantığı yok. Ümitsizliğe kapılmayın, hakkınızı aramaya devam edin. Kur’an’da tesettürün olduğunu kabul ettirmek için zamanınızı harcayın” diyen Çoban Sülü, daha sonra Habertürk televizyonunda, “Türbanlılar üniversiteye giremez. Türban özgürlük falan değildir, gericiliktir. İllâ başı bağlı okuyacaksan, Arabistan’da öyle yerler vardır, oraya git” diyerek bu ikiyüzlülüğünü, münafıklığını bir kez daha sergilemiştir.
Cumhurbaşkanlığı makamından olduktan sonra halk onun kendisine attığı kazıkları unutmayarak Çoban Sülü’yü unutmaya mahkûm etti. Bunu içine sindiremeyen Çoban Sülü gündeme gelmek için olmadık tavırlara girmeye, hatta kendisine karşı yapılan darbecilerin safında bile görünmeye devam ediyor.
Çoban Sülü, başörtüsü ile ilgili yaptığı açıklamayı sırf gündeme gelmek için yapmıştır. Çünkü onun mantığında menfaat hep ön plânda olmuştur. Gündeme gelebilmek için her türlü ikiyüzlülüğü sergilemekten asla çekinmez. Yapısı buna müsaittir.
Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Çoban Sülü’nün nasıl biri olduğunu bundan yıllar önce (1967) şöyle anlatmıştır.:
“Bu zat, büyük bir ümidi kırmaya, millî hasreti inkisara uğratmaya memurdur. Onun içindir ki, doğrudan doğruya düşman ve açıkça millî gayza hedef bilinenlerden daha zararlıdır. Zira düşmanlara ve gayz hedeflerine karşı fertler ve topluluklar, her ân tetikte ve müdafaa durumundadır. Böylelerine karşı ise: “Biraz daha sabredelim! Bir müddetçik daha deneyelim!” gibilerden, boş ümitler peşinde, herhangi bir davranışa geçememek, uyuşup kalmak, böylece gafil avlanarak her şeyi kaybetmek vardır.
…
Bu zat, işte böyle bir oluş havası içinde bir türlü olamamanın ve oluş talihini kaybettirmenin felâketli misalidir. Bu zat, Partisinin, çile günlerinde, kapılarının kırıldığı ve eşyasının yakıldığı zaman "ben servetimi ve şahsımı tehlikeye atamam!" diyerek arka kapıdan çekilip gittikten sonra, ortalık yatışınca cümle kapısından tekrar görünen ve malûm kulis esnaflığı ve ihsanlarıyla birdenbire liderliği devşiriveren kimsedir. Bu zat, Partisinin kuruluşundan sonraki ilk Genel Başkan seçimlerinde, millî ıstırap ve inkisar ruhunun zafer bulmasını beklediği idealist seviyeye mahsus ulvî silâhlar yerine, eski DP politika ve menfaat ustalığının hasis vasıtalarını kullanan ve o yoldan galip gelen kimsedir.
Bu zat, daha o zamandan, dindar olduğunu ve mason olmadığını ispata çalışırken, dindar olmadığını ve mason olduğunu göstermiş, fakat bütün dikkatlerden kaçırmış olan kimsedir.
Bu zat, Türkün ruhuna yakınlık vaat ettiği için iktidara gelen Partisinin son Büyük Kongresinde, iman suçu bir tarafa, politika gaflarının en büyüğü şeklinde ve İnönü’nün bile ağza almadığı tarzda, “Kimsede Şeriat özlemi yoktur!” sözünü ağzından kaçırmış olan kimsedir.
Bu zat, Türk hükümetleri bakımından en müsaidi gördüğü için İstanbul’a gelip Ayasofya'yı manen teslim almak ve Ege'yi mukaddes saha ilân etmek taktiğindeki Papanın karşısına dikilemeyen, dolayısıyla bütün bu avantajları Hıristiyanlığa bahşetmiş olan kimsedir.
Hâsılı bu zat, koca bir inkılâp, gerçek bir inkılâp namzedi Başbakana mahsus kültürden, edadan, duygudan, anlayıştan, tecrübeden, ihtisastan uzak, sadece rahatsız olmaksızın gününü gün etmek muradında ve Türk milletinin en büyük hasretini iflâs noktasına getirmek yolunda bir kimsedir.” (Bkz: http://www.necipfazil.com/demirel.htm
Sülümanname
Sen gül diyarının yapma gülüsün!
Aynı yapmacıklıkla Çoban Sülü’sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir bu yan, büküntülüsün!
Türk’e zıt sermaye merkezlerinden,
Bu zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Milli yekpârelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün!
Ve devlete mason biraderlerin,
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sırdır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın göz bağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!"
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden Müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflâsyon;
Bir felâketsin ki, bin bir türlüsün!
Gelirsiz, giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!”
Okka okka vicdan satın alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üç buçuk mebusa kaldı diye fark,
Kim bilir, ne kadar üzüntülüsün.
Millet gökten adam dilensin, dursun
Ümit fakirinin baş keşkülüsün!
Kuzum senin neren Anadoluludur?
Türk’e Amerikan püskürtülüsün!”
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belâların son püskülüsün!
Allah (cc) hepimizi Şeytan’ın ve bu dünyanın en meşhur demagoji (laf ebesi) üstadı ve külliyen münafık olan Çoban Sülü’nün şerrinden muhafaza eylesin.